Teknoloji aldı başını gidiyor. Ocak ayını bekliyorum. Çift çekirdekli telefonlar çıksın da onlardan birini alayım diye. Elektrikli arabaların benzinlilerin yerini alması artık an meselesi. Zaten televizyonlarmız, bilgisayarlarımız, telefonlarımız ne yeni teknolojiden. Artık Sony fabrikası Walkman üretimini durdurmuş. Apple I-pad 2 yi hazırlıyor. Galaxy tab Türkiye’de..Desire HD ve Desire Z Ocak ayında Türkiye’de satışa sunulacakmış. İyi vallahi fıstık gibi bir dünyada yaşıyoruz…
Uyuştuk gidiyoruz…
Dünyada açlık, sefalet, fakirlik, geri kalmışlık diz boyu…
Ama teknolojik açıdan en iyi cihazlarla donatılmış durumdayız.
Her neyse başlık konuma döneyim.
Aşağıda İstanbul’dayken geçen ay Galata Kulesinden çektiğim bir kaç fotoğraf var. Üzerlerine tıklayarak büyütüp, o çürkinliği görebilirsiniz. Ne kadar kötü yapılar. Hiç bir estetiği, hiç bir özelliği olmayan beton yığınları. Teknoloji gelişiyor. Eskiden 50 kişiyle haftalarca yaptığınız hafriyatı, şimdi devasa kepçe ve makinlarla bir günde yapıyorsunuz. Günler süren çimentoyu saatte döküyorsunuz. Hesaplamaları bilgisayarda yapıp, modelleri görüyorsunuz… Sonuç…iğrenç beton yığınları..
Bir de o muhteşem İstanbul yapıları. Eski muhteşem yapıları. Her biri ayrı bir güzelliğe, ayrı bir estetiğe sahip. Yapımı yıllar almış, yüzlerce binlerce insanlar çalışmışlar. Zor şartlar altında kısıtlı imkanlarla devasa ve bir o kadar da harika yapılar inşa etmişler…

Teknoloji mimariye yaramamış. Hatta geriletmiş…Keşke mimari geri kalsaydı…
Şu güzel sarayın arkasındaki teknolojik yapılara bakarmısınız? Ne kadar estetikten yoksun kalmışız..
