27 Haziran 2010 Pazar

Trabzon – Of – Uzungöl

Eskiden TRT’de yayın gittiğinde ekrana gelen ve dakikalarca müzik eşliğinde izdeğimiz görüntülerden biriydi Uzungöl.
Fotoğrafından daha da güzel.
Harika bir manzara, Haziran ayında kolarımızı elimizle ovuşturtan bir serinlik, ahsap motel ve pansiyonları ile bir solukta yaşadık Uzungölü.

P1110134

P1110136

P1110137

Gölün üst kesiminden akan suya bentler yapılmış. Bundaki amaç suyu önce burada dinlendirmek ve böylece çamur ve kumundan biraz olsun arındırmak. Böylece gölün rengi daha bir duru oluyorrmuş.

P1110148

P1110147

Bu su bentlerinden bir kaç adet var. Alttaki resim bu bentlerde birikmiş olan su.

P1110153

P1110167

P1110185

Meşhur Uzungöl

P1110223

P1110224

16 Haziran 2010 Çarşamba

Blogger'da Özel Domain Kullanılamıyor.

Bunu da yaptılar.
Binlerce siteyi sansürlediler.

Google apps, domain , web vb.. hizmetleri kullanılamaz hale getirdiler...

http://demlihayat.com geçici bir süre

http://demlihayat.blogspot.com 'da

13 Haziran 2010 Pazar

Foça Evleri

Foça’nın İyonya zamanındaki adı Phokaia olarak geçiyormuş. Foçayı gezerken bir evin kapı numarasında bu ismi çok güzel yazmışlar.Aşağıdaki fotoğrafta kapının sağ tarafında aşağıya bakan siyah bir ok göreceksiniz.

Demli Hayat-FoçantikEvler1

İşte o bölgenin yakın fotoğrafı.

Demli Hayat-FoçantikEvler2

Foça’daki bazı evler restore edilmiş. Bazıları ise sırasını bekliyor. Bu aşağıdakilerde sanırım bir müddet sonra restore edilir.

Demli Hayat-FoçantikEvler4

Demli Hayat-FoçantikEvler8

Demli Hayat-FoçantikEvler13   

Restorasyonu tamamlanmış evlerde aşağıdaki tabeladan asılı

Demli Hayat-FoçantikEvler30

Demli Hayat-FoçantikEvler32

P1080915

Demli Hayat-FoçantikEvler37

P1080900

12 Haziran 2010 Cumartesi

Foça

İzmir’de doğdum. Eskiden küçük şimdi büyük bir ilçesinde. Doğduğum ev halen daha yerinde duruyor. Ama çoğu ev yıkıldı. Yerinde iş merkezleri duruyor şimdi.
İzmir’li olup ta çevresini gezen en az kişilerden biriydim herhalde. Selçuk’a yüzlerce kez gittim ama Meryem Ana’ya sadece iki kez. Efes’i de iki kez gördüm.
Çeşme’ye 4-5 kez gitmişimdir.
En az gördüğüm yerlerden birisi de Foça.
İzmir’in diğer ilçelerine hiç gitmedim.
Foça’ya ilk kez 1990 yılında gittim.
Geçen yılda Kuzey Ege’yi gezdiğim zaman uğradım.

Foça’da en sevdiğim tabiiki eki Foçantik Evler.
Doğal ve güzel koyları.
Sakinliği.

9 Haziran 2010 Çarşamba

Canım Ailem bitti..

Güzel bir final oldu.


Yonca Lodi - Emanet (Video Klip)

Picasaweb çalışmıyor.

Picasaweb çalışmıyor.


http://picasaweb.google.com.tr/

Benim blogumdaki bazı resimler kayboldu.
Picasaweb'in bazı serverları çalışmıyor.
İnşallah geçici sürelidir.

6 Haziran 2010 Pazar

Hayatı Yönetmek

“Peki ya geçen gün anlatılan, o iki kardeşle ilgili öyküye ne demeli? Kardeşlerden son derece sağlıklı olanı her gün hiç aksatmadan beş mil koşarmış. Diğeri de hayatında hiç spor yapmamış. Yine her zamanki gibi bir sabah spor yapmadan duramayan sağlıklı kardeş koşmaya çıkmış. Spor sevmeyen kardeşini aklından geçirirken –küt! Karşıdan gelen kamyonu görmemiş…
Kendimizi korumak için gösterdiğimiz çabalar belki de o kadar önemli değil. Her zaman bir yerlerden çıkan bir kamyon vardır. Önemli olan, bunun bizi durdurmasına ve hayatımızı yönetmesine izin vermemek.”
Shirley MacLaine “İçimdeki Yolculuk”

On yıl önce Ankara’daki bir hastanede odamda oturuyordum. Yüksek bir bürokrat telefonla arayıp, öğleden sonra annesini muayeneye getirip getiremeyeceğini sormuştu. Saat 14.00 gibi sözleştik. Kardeşiyle birlikte annesini getirdi. Annesi muayene olurken iki kardeşle odada sohbet ettik. İkisi de 55 yaşın üzerindeydi. Bürokratın kardeşi “Herbalife” ürünlerinin pazarlayıcısıydı. Tam üç gün boyunca geldi ve bana “Herbalife” ürünlerini anlattı. Her seferinde yanında getirdiği çaylardan ikram ediyor ve sağlık üzerine olan faydalarını anlatıyordu. Bu tür şeylerle ilgilenmediğimi ve ürün almayacağımı söylediğim halde sürekli bu ürünleri dinlemek zorunda kalmıştım. Adamcağız bu “Herbalife” ürünlerini sürekli kullandığını ve kendisini çok zinde, sağlıklı ve genç hissetttiğini anlattı durdu.
Bir ay sonra bu adamcağızın kalp krizi geçirdiğini ve hastanede yattığını öğrendim.

Hayatımızı kontrol etmek için düşüncelerimizi kontrol etmemiz gerekir.

2 Haziran 2010 Çarşamba

Trafikte refleks davranışlar...

Havalar iyice ısındı.

Büyük şehirlerdeki trafik ve insan kalabalıklığı biraz daha şartları ağırlaştırıyor.



Hani arabada olduğumuz zamanlar yayalara, yaya olduğumuz zaman ise arabalara tahammül edemeyiz ya, hep hatayı karşı tarafta buluruz, işte o anların sayısının arttığı günlerdeyiz.

Bugün Cinnah'tan iş yerine yürürken bir öğrenci gördüm. Koşarak otobüs durağından yeni hareket etmiş EGO otobüsünü durdurmaya çalışıyordu. Şoför aynadan baktı ve yavaşlamadan gaza bastı. Tam o sırada başka bir bayan otobüse el etti. Şoför zaten dursam mı durmasam mı arasında kalmıştı öğrenciyi gördüğünde ve otobüsü durdurup, durağa geri dönmekte olan çocuğa korna yaptı. Herkes mutlu, mesut bir şekilde insanların cama yapışmış olduğu kalabalık, sıcak bir otobüste yolculuk etmeye başladı. Bu olayı gördüğümde öğrencilik yıllarım aklıma geldi. İzmir'de tam durağa geldiğimizde hareket etmeye başlamış olan troleybüslerin arkasından koşar durması için el sallardık. Bazı şoförler durur bazıları ise hiç umursamazdı.


Ankara sokaklarında yürürken duraklarda hergün yüzlerce kez tekrarlanan bu sahnelere tanık olur, durmadan devam eden şoförlere hep kızarım. Acaba şoförler ne düşünüyorlar bilmiyorum ama dursalar ne olur ki.....





Bir de otobüslere yol vermeyen, onların önünü kesen ve hatta durakta iken sürekli arkasından korna yaparak taciz eden hususi otomobil şoförlerine çok kızarım. Tüm arkadaşlarıma da bu konuda hassas davranması için uyarıda bulunurum. Şöyle ki, havalar sıcak, otobüs tıklım tıklım dolu, insanlar birbirinin üstünde, şoför sıcaktan bunalmış ve hususi otomobil şoförleri yani bizler otobüs duraktan burnunu çıkardığında kornaya basar ve ondan önce geçemeye çalışırız, duraklarda arkasından korna çalarız, dört yolda o beklesin büyük araç deriz ve yola atlarız önünü tıkarız, yapar da yaparız. Sonuçta otobüsü bekletmeyiz, otobüse haksızlık etmeyiz, ne yaparız biliyor musunuz, içindeki 100 kişiyi bekletiriz, 100 kişiye haksızlık ederiz ve üstelik bunu yaparken biz arabamızın içinde klimada tek başımıza müziğide açmış rahat bir haldeyken yaparız bunu. Biz tek başımıza geç kalmamak için 100 kişiyi geç bırakırız. Kimisi hasta, kimisi yaşlı, kimisi de hamiledir. Otobüsün içinde sıcaktan kavrulmuşlardır. Siz durun ben klimalı arabamla sizden daha önce geçeyim. Siz otobüsün içinde pişin birbirinizin üzerinde birazd daha fazla kalın deriz.


O yüzden arkadaşlarıma hep şöyle tavsiyede bulunurum. Belediye otobüslerine yol verin, geçiş üstünlüğü tanıyın, şoförleri yanlış ve hatalı bir şey yapsa bile. İçindeki yolcu siz olabilirdiniz....





Network