31 Ekim 2008 Cuma

Baston Şemsiye


Bugün işten biraz erken çıktım. Erken dediğim öğleden sonra yoktum. Saat 14.00'de İzmir Caddesinde bir arkadaşımla buluşacaktım. Daha 1 saat vardı buluşmaya. Sakarya'da yürürken bir pizzacı gördüm. Hazır zamanım varken bari birşeyler yiyeyim dedim. Pizzacı görünce hemen dalarım dükkana. Vejeteryan olmak çok zor. Yiyecek hiç bir şey bulamıyorsunuz dışarılarda. Hemen mantarlı bir pizza siparişi verdim. Hep mantarlı yerim . İnce hamurlu. Yanında da mutlaka ayran olacak. Bir kaç kez birayla denedim. Çok iyi olmuyor.

Yemekten sonra yarım saatim vardı buluşmaya. İzmir Caddesi'ne doğru yürüdüm. İş Bankası'nın yanındaki üst geçitten karşıya geçtim. Bu üstgeçidi oldum olası sevmem. Çünkü inenler, çıkanlar, karman çorman. Sanki limandan ayrılan tekneye atlar gibi atlıyorsunuz merdivenlere. Üstüde kapalıdır bu köprünün. Ankara'nın en eski üst geçitlerinden biridir. Kalabalık olmasının en büyük nedeni bir ayağı İzmir Caddesi'ne bir ayağı da Sakarya Caddesi'ne açılır. Aslında Sakarya Caddesi değil ama herkes öyle diyor. Sakarya Caddesi, Atatürk Bulvarı ile Mithatpaşa Caddesi arasındaki caddedir. Ancak biz Ankara'lılar bunu dik kesen sokaklarda dahil olmak üzere , o civardaki her yere Sakarya diyoruz. Barlarıyla, balıkçılarıyla, restoranlarıyla, çiçekçileriyle, dönercileriyle, seyyar satıcısıyla, midyecisiyle, rockçısıyla, serserisiyle, hırsızıyla ve en önemlisi müdavimleriyle araç trafiğine kapalı cıvıl cıvıl bir bölgedir burası.


Her neyse hop diye kaçmakta olan üstgeçidin merdivenlerine atlayıverdim çarçabuk. Bir kaç omuz darbesi aldım bu arada. Bilmem; belki de ben attım omuz darbelerini. Nehirde yol alma misali kalabalık beni sürükleyerek İzmir Caddesi'ne götürüverdi hemen. Yürüdüğümü hatırlamıyorum. Hani küçük çocukların ellerinden tutup "uçtu uçtu" yaparlar ya aynen öyle karşıya geçiverdim.



İzmir Caddesi oldukça kalabalıktı. Caddede biraz yürüdüm. Oturmak için bir sürü bank koymuşlar ortalığa. Birinde yer bulup hemen oturdum. Etrafı seyretmeye başladım. Şehrin göbeğinde bir yerdeydim ama etrafta serçeler, güvercinler cirit atıyordu. Kuzusu da burayı çok sever. Bazen öğle aralarında buraya gelip etrafı seyreder.
Öylece etrafı seyrederken buluşma vaktide gelmiş geçecek neredeyse. Zaten iki dükkan ileride buluşacaktık. Aceleyle oraya gittim. Kimse yoktu. Biraz vitrine, birazda etrafa bakındım durdum. İnsan etrafı seyrederken vaktin nasıl geçtiğini anlamıyor. Yarım saat geçtiği halde gelen giden yoktu. Tam o sırada telefonum çaldı. Arkadaşımın işi çıkmış, gelemeyeceğim diyordu. Yuhh. Bu saatte mi söylenir. Eşek sıpası..



Büyük bir sinirle geldiğim yoldan geri dönmeye karar verdim ve hızlı adımlarla yürümeye başladım. Genelde böyle durumlarda biraz daha dalgın yürürüm. Üstgeçidin hemen başında biri koluma yapıştı. İnsan bir anda korkuveriyor böyle anlarda. Döndüm baktım, yaşlı bir satıcı. Üstü başı güzel, üstelik bir sokak satıcısına göre gayet iyi ve temiz giyimli bir ihtiyar adamcağız. Sakalları bugün kesilmiş, belli. Güzel bir de melon şapkası vardı. Takım elbisesinin içinde bir de yeleği vardı. Kravatı gömlek yakasına göre inceydi ama muntazam bağlanmıştı. Yaşlı adamların böyle giyinmesi hep çok hoşuma gitmiştir. İnsan onlara bakıp daha bir enerjik, daha bir yaşam sevinciyle doluyor.
- "Buyur bey amca " dedim.
- "Oğlum bir şemsiye al. 15 liraya satıyorum sana 10 liraya veririm" dedi.
- " Yok amca sağol"
Seyyar satıcılar çok akıllı insanlar. Hemen o anlık ihtiyaca göre satılıcak mal buluyorlar. Elektrik kesintilerinin olduğu günlerde; el feneri, ışıldak vb... suların çamurlu aktığı dönemlerde musluklar için süzgeç vb.. ; yağmur yağdığında şemsiye ; bayramlarda, oyuncak; yurtların önünde elbise askısı, elbise torbası vb... Gerçekten takdir ediyorum adamları. Bir keresinde Konur Sokak'ta yürüyoruz. Birden yağmur yağmaya başladı. Etrafta beş on tane şemsiye satan seyyar satıcı doldu aniden. Helal olsun adamlara...
Tam üstgeçide doğru tekrar yönlendiğim bir sırada satıcı yeniden kolumdan tuttu. O kadar kuvvetle tuttu ki, canım acıdı. Daha sinirli bir şekilde ihtiyara doğru döndüm. Göz göze geldik. "Oğlum 5 liraya al bak hem bunlar büyük..Baston şemsiye.." dedi. İhtiyar bana bakıyor ben ihtiyara bakıyorum. Çok ilginç..İhtiyar bayağı genç gözüktü bu seferki bakışımda. Sanki ilk yüzyüze geldiğimizden 20 yaş daha gençti. Dalgınlık herhalde diye düşündüm. Dedim ya sinirli olduğum durumlarda yolda daha dalgın yürürüm diye.

Adama doğru biraz daha eğilerek"Yok amcacım almayacağım çok sağol."

Hava, şemsiye almayı bırakın içinizden bin tane eşya adı söylesiniz asla onu aklınıza getirmeyeceğiniz bir güzellikteydi . "Amcam da saf bir seyyar satıcı" diye içimden geçirdim.
Biraz acıyarak tekrar baktım adama. Alıp almama arasında bir tereddüt yaşadım. Ama almayacaktım . Çünkü şemsiyeye ihtiyacım yoktu. Hep böyle kandırmazlarmıydı bizi. Girersin bir dükkana "50 lira ama sen 30 lira ver yeter". Biz de hemen bayılıp veririz 30 lirayı, geliriz işyerine. Arkadaşın der ki "Aaaa ben 15 liraya aldım az önce" Zort diye ağzın açık bakakalırsın. Satıcıya mı küfür etsen..., kendine mi sövsen... düşünür durursun. Üstelik de aldığın şeye hiç ihtiyacın yoktur. Neyse, bu sefer kesin kararlıyım. İhtiyar bedavaya da verse almayacağım şemsiyeyi..


Nitekimde öyle oldu. İhtiyar arkamdan bağırdı " Oğlum gel 1 lira ver. Eli boş gönderme beni.."
Bu sefer daha da sinirlendim. Yuhh dedim içimden. 10 lira verseydim 9 lira kazık yiyecektim. İyi ki de almamışım. Kimi yakalarlarsa onu kazıklıyorlar diye düşündüm. Ancak ne zmandır da baston şemsiyelerden almak istiyordum. Geçen yıl aldığım bir de fötr şapkam var..Oh ne güzel olurdu ikisi. Eski dedeler gibi...

Üstgeçidi aynı şekilde "uçtu uçtu" şeklinde geçtim. Sakarya'dan Yüksel Caddesi'ne doğru yürüdüm. Ama iş yerine bu saatte gitmenin bir faydası yoktu, nasıl olsa beni idare edeceklerdi. Bari eve gideyim diyerek hemen kuzusunu aradım. O da annesiyle buluşmuş alışverişe çıkmışlar.
Bulvara doğru yürüyek bir taksiye atladım. Evi tarif ettikten sonra arkaya şöyle bir yaslandım. İçimden keşke şu ihtiyardan bir şemsiye alsaydım diye geçirdim. Hem de 10 liraya. Bir kitapta okumuştum. "Herhangi bir şeye para verip aldığınızda asla para harcadığınızı düşünmeyin, karşınızdaki insanın geçimine yardımcı olduğunuzu düşünün. Sizi kazıklasa bile ailesine o parayla ekmek götüreceğini ve sizin de buna yardımcı olduğunuzu düşünün" diyordu. Keşke ihtiyarın aile geçimine faydam olsaydı diyerek üzüldüm. Ama yapacak bir şey yoktu.. Bu arada, ihtiyar benim kolumu bayağı güçlü sıkmış. Acısını halen daha hissediyordum. Ancak birden küçük bir ayrıntı gözümde canlandı. İhtiyarın bir eli kolumdayken diğer elinde bir şey yoktu. Şemsiye filan yoktu. Zaten tam üstegeçidin ağzındaydık. Orada tezgahta yoktu. Acaba yankesicimiydi diye düşünüp hemen ceplerimi araştırdım. Cüzdanım, anahtarım yerindeydi. Zaten az önce telefonla kuzusunu aramıştım. Cep telefonumda yerinde..Oh diyerek geriye yaslandım tekrar.

O kadar dalmışım ki sapacağımız sokağı kaçırıyordum az kalsın.

Evin kapısını açtım. Kilidi bir kez kilitlemişim çıkarken. Hemen oturma odasına yöneldim. Biraz kanepede uzanıp televizyon seyretmek istiyordum. Kanepede kocaman siyah bir poşet vardı. "Hoppala...Kuzusu hani annesiyle buluşmuştu, ne çabukta gelmiş" diye düşünerek odalara daldım. Bir yandan da kuzusu diye bağırıyorum. Ne ses var ne kuzusu var. Tekrar oturma odasına girip siyah poşeti açtım.

Bir tane baston şemsiye.......

Heyecanla hemen kapıya koştum. Kapı zorlanmamıştı. Az önce evi dolaşmış fakat hiç bir şey dikkatimi çekmemişti. Geçen yıl biz Antalya'dayken eve hırsız girmiş, kuzusunun bütün takılarını çalmıştı. Hemen yatak odasına koştum. Her yer, yerli yerindeydi. Zaten çalacak bir şey de kalmamıştı. Salon ve diğer odalarda normaldi.

Aceleyle kuzusunu aradım.
"Alo"
"Efendim canım"
"Nerdesin"
"Annemle alışverişteyiz canım. Ne oldu"
"Oturma odasındaki bu baston şemsiye nerden geldi"
"Ne bastonu ne şemsiyesi."
"Yok bir şey"




мαѕќєℓί ђαγαт


.

29 Ekim 2008 Çarşamba

Blogger Yedekleme.. Blogger Bizi Seviyor mu?


Blogger Yedekleme

Blogger kapandı.Kapanacak.
Diğer blogların hiçbirine giremiyorum. Sadece kendi bloguma girebiliyorum.
Bazı kişilerden blogger yedeklemesi ile ilgili sorular aldım. Hemen bu konuyu anlatayım.
blogger.com
bizim normal kumanda panelimize giriş yaptığımız adresimiz.
Mahkeme kararıyla buraya şu anda girilemiyor.
Ancak blogger'ın deneme ve geliştirme amaçlı kullandığı bir giriş adresi ve kumanda paneli daha var.
Taslak kumanda paneli... http://draft.blogger.com/  
Burası mahkeme kararından etkilenmemiş. Blogger kapalıyken blog yazılarımı bu adresten yazdım.
Sizde bu adresi kullanarak daha rahat bir şekilde yazılarınızı yazabilirsiniz. Hatta burayı varsayılan kumanda paneli olarak da ayarlayabilirsiniz.
Şimdi gelelim yedekleme olayına ya da başka bir blog sitesinden veri aktarma olayına.
Kumanda panelimize yukarıdaki site vasıtasıyla giriş yapıyoruz. Ayarlar sekmesini tıklıyoruz.
Hemen üstte Blogu içe aktar-Blogu dışa aktar-Blogu sil  bağlantıları var.
Buradan blogu dışa aktara basıyoruz.
Bir komut penceresi daha gelecek. Buradan blogu dışa aktar dediğimizde kaydetme işlemi geliyor ve kaydet diyerek bir .xml dosyasını kaydediyoruz. Böylece bir yedek almış oluyoruz.
Blogu içeri aktar diyerek bu dosyayı geri yükleme ile yedeğimizi blogumuza geri yüklüyoruz.

Blogger Bizi Seviyor Mu?

Yazıyı okumadan hemen cevabını vereyim.
Hayır sevmiyor...
Youtube'da bizi sevmiyor.
Neden mi?

Geçenlerde ersin saran 'ın  kaivalya yogashram sitesini dolaşıyorum. En alta kocaman yazmış. Sitenin içeriği kopyalanamaz. Her hakkı saklıdır. Aslında daha uzun bir yazı da anlamı böyle... Tanya's  da yoga asanalarını canlandırmış. Ben bir yoga sitesi hazırlamak istesem, bunun gibi bir çok siteden veri alıp, bir iş gününde güzel bir site yaparım. Sonra da yan gelip yatarım.

Geçenlerde 29 Ekim için bir flash gösterisi yapayım dedim; iki saatimi aldı. Yine geçen yıl  bir site hazırlıyordum sadece bannerlar ve gif ler için 3 gün uğraştım.

Eğer siz bir şey yapmak ve çalmak istemiyorsanız gerçekten zahmetli bir iştir site oluşturmak. Hele içeriğini doldurmak çok, ama gerçekten çok zordur. Bazen blogunuzun karşısında  saatlerce oturursunuz,yazacak hiç bir şey aklınıza gelmez.

Ancak...
İnternet camiiasında en sık yapılan şeydir. Ç A L M A K.....
Bilgisayarın çok kötü bir kullanım kolaylığı vardır. Copy Paste... Bu ikili var ya.. Baş suçlu..Yoksa ülkemin insanında suç yok...Maalesef EMEK HIRSIZLIĞI internette karşılaştığımız en büyük sapkınlıktır.

Eskiden bir forum sitemiz vardı. Herkes başka forumlardan bulduklarını, kendi yazılarıymış gibi getirip yapıştırırlardı. Bir günde 50 gönderi ( post değil )..Adam gönderi fabrikası...

Şimdi gelelim kaivalya yaogashram'a...Ben burdaki yazıları ve resimleri kopyalasam... Bir site yapsam...1999 yıldan beri verilen emeği 3 saatte siteme taşısam...Sevgili blog arkadaşım ersinsaran ne yapardı acaba..Üstelik hem izin almadan hem de kaynak göstermeden...

Hürriyet'te bir avukatın yazısı var. Site kapattırmak çok kolay diye.. Ben sizin için hemen özetliyeyim.
Avukat diyor ki..Bir siteyi kapattırmak mı istiyorsunuz.. Hemen o siteyi şikayet edin. Kişisel haklarıma saldırı var deyin. Siteye başka bir isimle (hatta evinizdeki bilgisayardan) üye olun. Kendi hakkınızda atın tutun. Sonra da onu delil gösterin. Bir siteye mp3 ekleyin ve hemen Sanat Eserlerini Koruma vb..derneklere şikayet edin..Nasılsa kimse sizi araştırmıyor. Hemen siteyi kapatıyorlar...

Evet avukat böyle diyor. İlk bakışta haklı gibi. Ama bence haksız. Neden mi?

İnternet nedir? Site nedir? Yani benim bir forum sitem var. Orada benim dışımda birileri birilerine hakaret ediyor. ( Yani ben ettiriyorum ) Benim sitemde illegal yayın yapıyor. (Yani ben yaptırıyorum.) Hatta başkalarının ticari kazançlarını engeleyerek ticari kazanç sağlıyor...(Benim sayemde)
Böyle bir şey kabul edilemez..Yani bir yıllığına 30 YTL verip bir forum sitesi kuruyorsunuz. (Gerçekten maliyeti bu kadardır.) Sonra da bu siteyi sokağa salıyorsunuz. Üstelik bu kadar kötü niyetli internet kullanıcılarının olduğu bu ülkede. Yani blogunuzun şifresini bana veriyorsunuz ya da beni dışarıdan yazar olarak atıyorsunuz ben de istediğim gibi sizin sitenizde yazı yazıyorum. Üstelikte sizin tarzınıza uymayan..Herkese hakaret eden..Bence siteniz kapatılmayı hakeder. Eğer siz o yazıları kişinin şikayetini değerlendirip hemen silmezseniz.

Yukarıdaki örnekten devam edelim. Bir forum sitesinde bir üye tarafından ersinsaran'ın yada başka bir kişinin sitesinden bilgiler kopyalanıp yayınlanıyor. Suçlu kimdir. Yayınlayan. Peki site sahibi ne yapmalı. Yayını hemen kaldırmalı. Üyeyi siteden çıkarmalı. Ancak site sahibi bunu yapmazsa ne olur.? Sizene bu benim sitem derse ne olur.?

.......

Yani çocuk yapıp ortalığa salma olayına benziyor bu..Herkes sitesine sahip çıkacak..

Gelelim konumuzun başlığına. Blogger (blogspot) bizi seviyor mu?

Önce youtube bizi sevmiyor diyerek buna cevap bulalım. Youtube kapatıldı. Neden. Atatürk'ümüze ve ülkemize karşı yapılan hakaretler yüzünden. Bir Telekom yetkilisi açıklama yaptı bu konu hakkında. Diyor ki.
Bir çok Avrupa ülkesinde youtube'un temsilcilikleri var. Burada çalışan kişiler hükümet ve yerel yöneticilerle sürekli iletişim halindeymiş. Gerekli olan düzenlemeler ve şikayetler anında değerlendirilebiliyormuş.
Yani hükümetler ve yöneticiler , karşılarında bir muhatab bulabiliyorlar. Youtube kullanıcsının çok olduğu ülkemizde en azından İstanbul'da bir temsilci olsa iyi olmazmıydı.. Hatta bir şirketle stratejik bir  ortaklık bile yapabilirlerdi bu konuda. Gönüllü olarak çalışmak isteyen birilerini bile bulabilirdi youtube yetkilileri. Ama onlar bizi , yani Türk kullanıcıları görmezden geldiler. Yani Türkiye'deki maddi kaygıları çok büyük değildi. Sonra da ortalığı " bizdeki az bilen çok konuşanlar sayesinde " karıştırıp bizi yasaklı bir ülke olarak göstermeye çalıştılar. Koskoca Orhan Pamuk bile alet oldu bu olaya...Ne yani youtube'da herkese hakaret edebilir miyiz. Ben sevmediğim komşuma,iş arkadaşıma veya herhangi birisine bir videocuk vasıtasıyla hakaret edeceğim; O da beni mahkemeye vermeyecek. Bir youtube video'su vardı. Adam kızla yatmış. Kız onu terkedince gururuna konduramamış, kızcağıza tüm dünyanın önünde o.... diye hakaret ediyor. Şarkı yapıyor. Biz de bunları büyük bir pişkinlikle okullarda , işyerlerinde ,bürolarda arkadaşlarmıza dinletiyoruz.. Bu kadar kolay olmamalı. Bu videoları temizleyecek birileri olmalı...Yine geçenlerde çok genç bir delikanlı kız arkadaşıyla yatakta...Çocuğun diğer arkadaşları da dolapta bu görüntüyü cep teledonuyla videoya alıyorlar..Sonra da youtube...Ordan da televizyonlar. Yok yazık valla bu millete...Hadi yapnları buldunuz..Cezalandırdınız. Ama video halen daha orda duruyor.
Peki youtube paşa ne diyor bu işe. Ayın ilkelerimiz böyle, aslında bunlarifade özgürlüğü vb...hikayeler. Ama yurtdışında şikayet halind bu videoları temizliyorlar sitelerinden...Belki kişileri bile deşifre diyor olabilirler..
Ama bize gelince sus pus. Atatürk'e hakaret ediliyor. O nediyor.Yayın ilkelerine aykırı değilmiş bu...

Peki buradan gelelim blogger (blogspot) 'a..O bizi seviyor mu..
Ben biri blog sitesi açsa. Adını da bir kaivalya-yogashram.blogspot.com koysa. Hatta sezen aksu,tarkan,can dündar, vb.. hurriyet milliyet.blogspot.com koysa. Sonra da izinsiz olarak bu sitelerin içeriklerini koypalasa..Kesinlikle suçlu benim..Fakat ersinsaran hocam, hürriyet,milliyet bu kişiyi mahkemeye verse bu kişi nasıl tespit edilecek. Evden yapmaz ki bu işi. Yani sonuçta öncelikle bu sitelerin yayınını durdurmak gerekir. Ama ertesi günü bu kişi mlliyet2.blogspot.com'la devam eder. Bu kişiyi yakalasalar ne olacak. Türkiye'de bunun gibi binlerce var..Yani aslında bu kişileri takip ecek organ siteden yayın izni veren kuruluş -yayıncı-dur.Yani blogger yayın ilkelerini -gerekiyorsa- her ülkeye göre farklı olarak belirleyecektir. Eğer bunu yapmazsa ülke de der ki benim ülkemde yayın yapamazsın..

Sonuçta arkadaşlar blogger bizi sevmiyor. Sevse zaten adı blogger.com.tr olur. Öyle olmasa bile en azında Blogger Türkiye olur. O da olmadı.. Türkiye de temsilciliği yada bir adresi olur. Blogger işine bakıyor. Bizde onun sırtından özgürce yayın yapmaya çalışıyoruz. Ancak başkalarının canı yanınca bu siteler kapanınca da bana dokunmayan yılan bin yaşasın deyip kapatanı ve buna neden olanı suçluyoruz..
Evet..Hiçbir sitenin kapatılmasını istemiyoruz. Ama hiç bir siteden de ahlaki olmayan,kişilere hakaret eden ve emeği saygısızca sömüren yazılar istemiyoruz.

Özetle..
Biz bloggerı seviyoruz. Blogger bizi sevmiyor. Bu kadar lafın özeti bu...



Bir dahaki yazı konum : İnternet Asparagasları

Saat 15.30 Yine Yasaklımıyız neyiz acaba...

Saat : 15.30
Çok ilginç bir şey oldu...

Kendi bloguma giremiyorum. Mahkeme kararıyla yasaklanmış...Yine aynı yazı...

Vallahi digitürk yayını yapmıyorum..Hatta Digitürk'ümü bile iptal ettirdim..

Ancak diğer blogların hepsine girebiliyorum.

Bu bir şaka mı?

Tekrar denedim...

Diğer blogların hepsi açık... Benimki niye kapalı.

Şimdi saat 16.20

Yalnızca kendi bloguma girebiliyorum. Diğerlerinin hepsi kapalı...

Allahım ne komik şey...

мαѕќєℓί ђαγαт


.

Saat 19.50

http://sitenizinadı.blogspot.com/ adresi yasaklı durumda...
http://www.sitenizinadı.blogspot.com/ adresi yasaksız.

Yani sitemizin başına www ekleyip giriş yapabiliyoruz.

Aynı şekilde blogger.com kapalı.
http://www.blogger.com/ açık..
Şimdilik...

27 Ekim 2008 Pazartesi

Blog Siteleri

Üç gündür hastaydım. Bugün şe gidemedim. Glip olmuşum. Kuzusuna da glibi bulaştıracam diye korkuyorum. Bir de evde misafirlerimiz vardı. Küçük Meyra...Ona da bulaşır diye çok korktuk. Neyseki şimdilik benimle sınırlı kaldı.

Ne yaptım.. İnternet televizyon vb.. Başka yapacak birşey yoktu.

Taşınma kararı aldım. Blogumu her üç blog sitesinde de kayıt yaptırabileceğim bir isimle taşıma kararı aldım. Çünkü maskelihayat kullanıcı adını başka bloglarda da kullanıldığını gördüm. Karışıklığa neden olmasın diye yeni bir kayıtla her 3 blogta da kayıt yaptırdım.

http://demlihayat.blogspot.com/ 'u kullanmaya karar verdim.

Blogger kapandıktan sonra biraz bu işe yöneldim. Acaba hem kullanıcı açısından hem de okuyucu açısından en iyi blog sitesi hangisiydi. Hangi blog sitesi kapanmaz ve sorunsuzca devam edebilirdi. Kullanımı da kolay olmalıydı. Kontrol paneli çoğu özelliği yönetmemize izin vermeliydi.
İşte sonuçlar...

wordpress. Tartışmasız çok güçlü bir blog sitesi. Kullanıcı açısından karmaşık gözükse de alışıldığı zaman güzel bir kulllanıcı paneli var. Bir çok özellik içerisinde barındırıyor. Başka bir blogdan veri alımı çok kolay. Kendi istatistiğini tutuyor. Snapshot ekranı çok büyük bir avantaj sağlıyor. Html yazı paneli kolay ve kullanışlı. Yorum yazması ve okuması daha göze hoş geliyor. Kontrol panelindeki ve blogtaki javascript kullanımı güzel. Ancak seo açısından biraz daha zayıf gibi. Şablonlarda css ve html değişikliği yapamamak çok sıkıntı verici.

blogspot. En güzel özelliği güçlü bir seo dostu olması. Kullanımı wordpress'e göre daha basit ve sade. Ancak bir çok özellik açısından wordpress'ten geri. Yaygın kullanımı onu daha avantajlı kılıyor. Benim tercih sebebim googlebotlar'ın bu siteyi sıkça ziyaret etmesi.

blogcu. Blogspot gibi güçlü bir seo özelliği var. Şablonlardaki değişikliklere izin veriyor. Yazı paneli ve yazılar üzerindeki işlemler daha kolay. Yorum yazımı ve reklam içeriği tercih etmeme sebeplerimden biri.

kendi domaininiz. Buna kurulabilecek en iyi script wordpress elbette. Ancak dediğim gibi seo açısından sorun yaratıyor. Ancak blogların yasaklanmalarına karşı en iyi seçenek.


Sonuç seo özelliği benim için daha ağır basıyor. Şimdilik blogspot diyorum.

26 Ekim 2008 Pazar

Blogger'ı wordpress'e kopyalamak...

Bilmeyenler için anlatıyorum...

Oldukça basit.

Blogger'ınıza login olun..

Wordpress blogunuzu da açın.Kontrol panelinden Yönet'e tıklayın.

İçe Aktar'ı tıklayın. İzin ver 'e tıklayın.

Blogger'a tıklayın.

Blogspot sitenizi görünce içe aktar'ı tıklayın.

Yorumlar dahil hepsi sitenizde....

Tek sorun resimleriniz ve videolarınızı wordpress'te görüntelemede problem olacaktır.

Bende olmadı çünkü resimlerimi hep photobuckettan yapıştırdım.

Resimlerim de olsun diyorsanız. Ktunnel 'den giriş yaptıktan sonra resimlerinizi sağ tuşla kaydedin ve photobucket'a yükleyin. Ordan html linkini değiştirerek resimlerinizi görünür hale getirebilirsiniz. Ancak çok zahmetli bir iş...

Yine de eğer blogger'da kalmak istiyorsanız sadece dns'lerinizi değiştirmeniz yeterli olacaktır. Ben öyle yaptım...



İstanbul'dan Misafirler....

4-5 gündür İstanbul'dan misafirlerimiz var.

Kuzusu'nun kuzeni(karboncu), onun eşi, 3,5 aylık kızları Meyra...Bir de 3 aylık kedileri badem....




Bu küçük kızımız Zeynep Meyra,annesiyle...


Maskeli Hayat




Maskeli Hayat

Meyra ,babası ve badem

Maskeli Hayat


Maskeli Hayat

Maskeli Hayat

Blogger açık...


Başka bir blogtan öğrenip sizlere göndermiş olduğum DNS'leri denediyseniz sorunsuz bir şekilde -aynen eskisi gibi- blogunuza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.

25 Ekim 2008 Cumartesi

Blogger kör oldu.

Dünden itibaren blogumuza tunnel 'ler yardımıyla giriyoruz.
İzlediğimiz takip ettiğimiz bloglara da aynı şekilde erişiyoruz.

Yapacak bir şey yok...

Kapattılar...

Hani madmax filmlerinde ve benzeri filmlerde nükleer bir savaş çıkmış medeniyet ve uygarlık
yerle bir olmuş. Haberleşme durmuş. Dünya harabe olmuş. İlkel hayata geri dönülmüş gibi
hissediyorum..

Dün wordpress'ten bir blog açmıştım.Ancak daha önceleri wrodpress 'de kapatılmıştı.
Orasınında nuhtemelen kapatılabilirliği üzerine ve kullanım kolaylığı ve fonksiyonları açısından
blogcu'da bir blog oluşturdum. Maskeli hayat blogcu da daha önce reserve edilmiş olduğundan
aşağıdaki şeklide kayıt yaptırdım.
Yurtdışındaki bloggerları takip açısından zor oldu bizim için.
Elimden geldiğince takip etmeye devam edeceğim.

http://demlihayat.blogcu.com


...

21 Ekim 2008 Salı

Dünya'nın neresi?

Bazen canım sıkıldığında bilgisayarda bu oyunu oynuyorum.

Oyunda sıkıcı ama olsun...Çok fazla beyni yormuyor.

Hani şu fotoğrafları yüklediğimiz picasaweb var ya, orda oynuyorum.

Aşağıda linki var.

http://picasaweb.google.com/lh/explore

Oyun size 5 adet fotoğraf gösteriyor. Bu fotoğraflar bizim gibi blog yazısı yazanların yüklediği fotolar. Manzara , şehir ,insan vb...resimler. Siz bu resmin nerde çekilmiş -neresi- olabileceğini giriyorsunuz. Girdiğiniz yerin gerçek mesafeye olan uzaklığını ölçerek size bir puan veriliyor.
Haritayı default ayarda kullanıyor ya da büyültebiliyorsunuz.

Fotoğraflardaki her ayrıntı size yer tayininde yardımcı olabiliyor. Binalar,ağaçlar ve bitki örtüsü ,deniz, fotoğraflardaki yazılar, arka plandaki reklamlar, arabalar,araba plakaları, direksiyonun lokalizasyonu, insanlar, mimari yapı, iklim görüntüsü vb...
1402 puandayım. Geliştirmeye devam ediyorum....

15 Ekim 2008 Çarşamba

Vuuvvvvv Yağmur Yağıyorrrrrrrr..

Öğle yemeğinden sonra biraz yürüyüş yapalım dedik..

O da neeeee...Yağmura yakalandık...



Maskeli Hayat


Maskeli Hayat


Maskeli Hayat


Maskeli Hayat



Aşağıdakiler benim erkek kuruları arkadaşlarım....Islanmışlar biraz...:)))


Maskeli Hayat


14 Ekim 2008 Salı

50 First Dates ( 50 İlk Öpücük)


CNBCe'de yine bu filmi izliyorum.
İlk izlediğimde çok hoşuma gitmişti.
Bugün yine çok hoşuma gitti.






13 Ekim 2008 Pazartesi

Cinnah Caddesi İşkencesi

Yine yapmışlar yapacaklarını...

Her yıl okullar açıldıktan sonra aynı işkence...

Belediyenin yol yapımı...

Yazın yan gelir yatarlar, tam okullar açıldığında " Bakın Ankara'lılar, -hepiniz tatilden gelmişken bir de şu okullar açılmışken- ben nasıl çalışıyorum ama..."

Bre adam bunları yazın yapsana...

İşkence çektirmesene biz Ankara'lılara...

Cinnah'ı kullanmak imkansızdı bugün..Çünkü kapalıydı. Ancak kapalı olduğunu Kuğulu Park'ın oraya gelince anlıyorsunuz..Madem kapatıyorsun önceden levha koyda millet Güvenlik Caddesine vb...alternetif yollara yönelsinler..

Ne zaman adam oluruz bilmiyorum....

10 Ekim 2008 Cuma

Minik Kalpçikler....

Sizde sitenize minik kalpçiklerden ekleyebilirsiniz.

Çok basit bir yöntemle anlatacağım...

Gönderinize ve blogunuzun geneline ekleyebilirsiniz.

Önce gönderi'nizi yazın...Sonra HTML'yi Düzenle sekmesine basın.

sonra aşağıdaki kodu kopyalayın yazınızın en başına yapıştırın.. Bu kodar kolay..Kalplerin yerine harf ya da başka bir şekil ya da resim bile koyabilirsiniz. Renkleri değiştirebilirsiniz..


<!— Kod Baslangici -->
<marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="5"style="position: absolute; left: 127px; top: 150px; width:16px; height: 511px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee> <marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="5" style="position:absolute; left: 179px; top: 170px; width: 16px; height:383px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee> <marquee behavior="scroll"direction="down" scrollamount="1" style="position: absolute;left: 229px; top: 190px; width: 16px; height: 304px;"> <span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee><marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="4" style="position: absolute; left: 276px; top: 180px; width:16px; height: 529px;"> <span style="color: rgb(25, 25, 112) !important;">♥</span></marquee> <marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="4" style="position:absolute; left: 324px; top: 160px; width: 16px; height:404px;"> <span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee> <marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="2" style="position: absolute; left:232px; top: 190px; width: 16px; height: 230px;"> <span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee><marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="7"style="position: absolute; left: 142px; top: 150px; width:16px; height: 237px;"> <span style="color: rgb(25, 25, 112) !important;">♥</span></marquee> <marquee behavior="scroll"direction="down" scrollamount="7" style="position: absolute; left: 295px; top: 170px; width: 16px; height: 273px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee> <marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="2" style="position: absolute; left: 105px; top: 230px; width: 16px; height: 246px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) !important;">♥</span></marquee> <marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="3" style="position:absolute; left: 370px; top: 190px; width: 16px; height: 435px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee> <marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="4" style="position: absolute; left: 392px;top: 150px; width: 16px; height: 522px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee><marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="7" style="position: absolute; left: 433px; top: 170px; width:16px; height: 416px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) !important;">♥</span> </marquee> <marquee behavior="scroll"direction="down" scrollamount="7" style="position: absolute; left: 466px; top: 200px; width: 16px; height: 411px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee> <marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="1" style="position: absolute; left: 566px; top: 170px; width: 16px; height: 497px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee> <marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="6" style="position: absolute; left: 586px; top: 200px; width: 16px; height: 445px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee> <marquee behavior= "scroll" direction="down" scrollamount="1" style="position: absolute; left: 532px; top: 170px; width: 16px; height: 382px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee> <marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="3" style="position: absolute; left: 610px; top: 200px; width: 16px; height: 331px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥ </span></marquee> <marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="6" style="position: absolute; left: 649px; top: 250px; width: 16px; height: 403px;"> <span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee> <marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="4" style="position: absolute; left: 695px; top: 290px; width: 16px; height: 523px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee> <marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="7" style="position: absolute; left: 650px; top: 180px; width: 16px; height: 259px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee> <marquee behavior="scroll" direction=" downs"scrollamount="6" style="position: absolute; left: 689px; top: 160px; width: 16px; height: 219px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span> </marquee> <marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="3" style="position: absolute; left: 727px; top: 200px; width: 16px; height: 406px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee> <marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="6" style="position: absolute; left: 755px; top: 150px; width: 16px; height: 528px;"><span style="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥ </span></marquee> <marquee behavior="scroll" direction="down" scrollamount="2" style= "position: absolute; left: 786px; top: 180px; width: 16px; height: 414px;"><span style ="color: rgb(25, 25, 112) ! important;">♥</span></marquee><!— Kod Sonu --></body></html>

6 Ekim 2008 Pazartesi

Elektrik Alamadım...


Görücüye gittik...


Biz zaman zaman birlikte çalıştığım doktor olan iki arkadaşıma kız bakmak için görücüye gideriz. İkisi de 35 yaşında. Müzmin bekar. 3 yıldır görücüye gidiyoruz. Bazen birine bazen diğerine. Daha kaç yıl gideriz bilmiyorum.


-sen kızı beğendin mi?

-eh fena değil...

-kızla konuşayım sana bilgi veririm....



.......




-eee ne oldu.?

-abicim kız senden elektrik alamamış.

-yapma yav....


Bu sahneyi yüzlerce kez yaşamama az kaldı.


Elektrik deyince aklıma bir hikaye geldi.


...Bir eczacı arkadaşımıza görücü gelmiş. Kız çocuğu beğenmemiş. Çocuk gittikten sonra anneannesi kıza sormuş."Eee nasıl buldun?". "Ne bileyim anneanne pek elektrik alamadım" Anneanne nerden bilsin elektrik ne demek."Ne elektriği kız o. Evlendiğin gün alırsın elektiriği..."


Beğenmedimin kibarcası...Elektrik alamadım.


Çocuklar quanzimado değiller. Ama bu elektirk olayı da çok oldu....


Bir keresinde bir kızla tanıştırdık bir tanesini...Kız ben size haber veririm dedi. Aradan iki yıl geçti halen daha haber bekliyoruz.


Artık bizim için eğlence olmaya başladı bu olay...Eşim onların evlenemeyeceğine inanıyor. Artık ben de onun gibi düşünmeye başlıyorum yavaş yavaş..

İlk Gün


Uzunca bir tatil bitti.
Şimdi iş yerinde saat sabah 08.22'de çalışmaya çalışıyoruz.
Haydi kolay gelsin herkese...

5 Ekim 2008 Pazar

Followers ( Okuyucular, Takipçiler....vb..)

Blogger'ın Türkçe sitesinde henüz olamayn bir gadget. Ancak deneysel olarak gösteriliyor.

Şu anda yurtdışındaki bir çok blogger kullanıcısı bu gadget'i kullanıyorlar.

Ben de denemek istedim ve US'de oturan bir kişiymiş gibi, bir blogger hesabı açtım. Daha sonrada uygulamayı test ettim ve sizlerle de paylaşmak istedim.



Gadget otomatik olarak siteye ekli geliyor. Kullanıcı kaydolduğunda aşağıdaki gibi bir görüntü orataya çıkıyor. Sizin sitenizi takip edenlerin profilleri....


Resimler üzerine tıkladığınızda kişilerin profilleri gözüküyor. Aynı zamanda kimleri takip ettiklerini görüyorsunuz. Buraya kadar normal.


Aslında benim için daha ilginç olanı ise blogger'ınıza giriş yaptığınızda (size daha önce igoogle'daki kullanımını anlatmıştım.) kontrol paneline tıkladığınızda "izlediğim bloglar" diye bir sekme oluşuyor ve feeds gibi tüm izlediğiniz siteler ve içerikleri görünüyor. Yani bloğu, ziyaret etmeden kendi kontrol panelinizde izlediğiniz blogları görebiliyorsunuz.

Çok blog takip edenler için oldukça kullanışlı gibi geldi bana...

Ayrıca bu gadget'ın Türk bloggerlar için henüz aktif olmamasına rağmen "izlediğim bloglar" kısmı aktif olarak kullanılabiliyor.

Deneme yapmak isteyenler.




http://www.blogger.com/follow-blog.g?blogID=1980695838974811765

aşağıdaki linke tıklayarak benim sayfama follow olabilirler. Daha sonra silebilirsiniz. Silmekte çok kolay.
Kontrol Panel'ine tıkladığınızda benim sitemi hemen görebileceksiniz.
Silme işlemi için "İzlediğim Bloglar" sekmesinin altında yönet butonunu kullanınız.

Ayrıca nasıl olsa bu gadget'ı ileride hepimiz kullanacağız. O yüzden şimdiden followers kayıtlarını oluşturmaya başlayabiliriz. Gadget Türk bloggerler için aktif olduğunda yukarıdaki resimdeki gibi bir görünüm otomatik olarak oluşacaktır. Aynı zamanda blogları takip etmek çok kolay olacak.

Sitenizde follower kaydı oluşturmak için:

Blogger'a login olduktan sonra ayarlara tıklayınız. Adres çubuğunda "blogID= " kısmından sonraki rakamı kopyalayınız ve aşağıdaki linkin sonuna ekleyiniz. Bu linki de sitenizin sidebarına yerleştirin. İsmini de "izleyici" vb... link olarak koyunuz. Ziyaretçiler o linke tıkladığında bir onay işlemiden sonra otomatik olarak sizin followeriniz olacaklardır. Örnek olarak hemen sağdaki "Siteyi Takip İçin" linkine bakabilirsiniz.

http://www.blogger.com/follow-blog.g?blogID=

Sorun yaşarsanız ya da sorularınız için
birhayatdolusu@gmail.com


.

1 Ekim 2008 Çarşamba

İyi Bayramlar....

Cumartesi gecesi erken yattım. Sabaha karşı saat 03.30'da kusuzu beni uyandırdı. Saat 04.00'da yoldaydık. Kuzusu hemen arka koltukta uyumaya başladı. Ben her zamanki gibi önde tek başıma arabayı kullandım. Konya'yı geçtikten sonra Kuzusu tuvalet için durmamızı istedi. Arabadan inmemizle binmemiz bir oldu. Çok soğuk bir hava vardı. 13.30 civarında Kemer-Göynük'teki otelimize ulaştık. Yarım saat sonra denizdeydik.
Bir tarafata buz gibi bir hava bir tarafta deniz keyfi. Hepsini 4 saat arayla yaşadık.
Saat 17.00 gibi Kuzusu'nun kuzenleri geldi İstanbul'dan.
Şu anda hep birlikte tatildeyiz.

Herkesin bayramını kutluyoruz.



Photobucket - Video and Image Hosting


Photobucket - Video and Image Hosting


Photobucket - Video and Image Hosting


Photobucket - Video and Image Hosting


Photobucket - Video and Image Hosting


Photobucket - Video and Image Hosting


Network