15 Aralık 2018 Cumartesi

Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar (*)



Duygularımız DNA' nın biçimini etkiliyor.


Aklımız için bu kolay kabul edilebilir bir şey değil. Şu ana kadar bize DNA' nın değiştirilemez olduğu öğretilmişti; onunla doğarız ve ağır, şiddetli müdahaleler dışında hiçbir şey onu bırakın değiştirmeyi, etkileyemez bile. Ne vücudumuzun içinde ne de dışında. Ama şimdi, bilim adamları DNA' nın değiştirilebileceğini, hatta çok ince enerjik titreşimlere bile reaksiyon gösterdiğini saptadı.

HearthMath Enstitüsü araştırmalarında bir adım daha ileri giderek, insan plasenta DNA' sının reaksiyonlarını inceledi. Plasenta DNA' sı DNA' nın ilk şeklidir. Bu deneyde, yirmi sekiz cam kabın içine plasenta DNA' sı yerleştirilerek, her biri eğitimli araştırmacıya verildi. Bu araştırmacılara yoğun duyguları nasıl üretecekleri öğretilmişti. Ve yine bu testin sonucunda da DNA' nın araştırmacının duygularına göre biçimini değiştirdiği kanıtlandı. Araştırmacı takdir, sevgi veya minnettarlık hissetiğinde , DNA gevşeyerek cevap verdi. DNA zincirleri açıldı ve uzadı. Buna karşılık araştırmacılar hayal kırıklığı, korku, öfke veya stres duyguları oluşturduklarında ise DNA, olumsuz duygulara, büzüşerek cevap verdi. Kısaldı ve hatta birçok kodunu kapattı.

Şimdi olumsuz duyguların, bizi dış dünyaya nasıl kapattığını daha iyi anlıyoruz. Öfkeli olduğumuzda veya moralimiz bozukken kendmizi yalnız ve yaşamın akışındna koparılmış hissederiz. Öyledir de zaten. Ama kendimizi  çevremize kapatan yine biziz.

Araştırmacılar tarafından mutluluk, kabul görme, minnettarlık ve sevgi duyguları hissedildiğinde kodların kapanması hemen durduruldu ve kodlar aynı bir elektrik şalteri gibi yeniden açılıverdi.

Rezonans Kanunu / Pierre Franckh





(*) Can Yücel / Biraz değiştim şiiri

18 Kasım 2018 Pazar

Balık olsam



Çoğu insan "arzu etmekle" başlar ve yeterince zaman geçtikten ya da yeterince "çalıştıktan" sonra gerçekten o kişi olmaya doğru daha güçlü adım atar ve kendisine çektiği şey de değişir. Diğerleri bu değişikliği asla yapamaz ve "eğer yeterince sıkı çalışrısam ya da yeterince iyiysem bir gün bu gerçekleşecektir" titreşiminin içine sıkışıp kalırlar.

Power / Bob Doyle